Arz Talep Kanunu Önemlidir

Written By: Genç Öğrenci - May• 10•13

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

arz talep

Ben ekonomist değilim. O konuda fetva vermek elbette hakkım değil. Ama bir mühendis ve sanayici olarak bu konuda bir şeyler söylemekte de sakınca görmüyorum. Ayrıca belirtmem gerekirse; Biz de iktisat dersini ciddi anlamda okuduk. Hocamız, Sayın Prof. Dr. Zeyyat Hatipoğlu’ydu ve “İktisat İlminin Esasları” isimli kitabi o kadar anlaşılır bir dille yazılmıştı ki İktisat Fakültesinde öğrenim gören birçok arkadaşımız sınavlara bizim kitabımızdan hazırlanırdı.

Bize göre; “arz ve talep” iktisat ilminin altın kuralıdır. O öyle bir kuraldır ki ne ülke, ne sınır ne de zaman tanır. O her devirde hüküm süren bir olgu, ilgili-ilgisiz herkesin bilmesi gereken bir ekonomi yasasıdır. Ama üzülerek belirtmeliyim ki ekonomi eğitimi görmüş birçok insanımız bile, o altın kurala yeterince inanmıyor.

Sevgili Peygamberimiz zamanında Medine’de kıtlık ve pahalılık baş göstermiş. Sahabeden bazı ileri gelenler huzura çıkıp istekte bulunmuşlar:

-Ya Resulallah, fiyatlar dayanılmaz şekilde yükseldi. Bir narh koyup kısıtlasanız da rahatlasak.

Hazreti Peygamber’in verdiği yanıt çok ilginç:

“Alan da, veren de, rızıklandıran da, fiyatları sınırlayan da Allah’tır. Ben; ne can, ne de mal bakımından ondan isteği olan biri olarak Allah’a kavuşmak istemiyorum.” Arz ve talebe inanmayanların, bu sözler üzerinde uzun uzun düşünmeleri gerek.

Bir ülke düşünün. Başta hava şartları olmak üzere, ürünü etkileyen her konuda olumlu gelişmeler yaşanması sonucu bol ve kaliteli ürünler elde edilmiş. Satıcıların elinde fazlasıyla stok var. Oysa alıcılar belli. Bu şartlar altında fiyatlar elbette düşecektir.

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

Bir de tam tersini varsayalım. O ülkede hiç yağmur yağmamış olsun. Ya da, don olayı veya dolu benzeri afetler nedeniyle ürünler tarlalarda kalmış, yeterince hasat yapılamamış olsun. Başka yerden ürün getirme şansı da yoksa, fiyatların yükselmesi kaçınılmazdır. Arada elbette bazı sapmalar olacaktır. Ama unutmayalım ki “istisnalar kaideyi bozmaz.”

Bu arada, ülkeyi yönetenlere de büyük görevler düşmektedir. Piyasaların normal koşullar altında ve serbest rekabet altında yürümesini sağlamak devletin asil görevleri arasındadır. Birtakım fırsatçılara meydanı boş bırakmamak açısından hükümetlere ve medya kuruluşlarına görevler düşmektedir.

Esasen, artık fiyatları belirlemenin mantığı da değişti. “Maliyet artı kâr” mantığı, yerini çoktan “piyasada geçerli fiyat” anlayışına bıraktı. Maliyet hesapları, sadece o şartlara uyabilmenin önlemlerini almak açısından yapılıyor. Eğer maliyetleri düşüremiyorsanız, bırakınız kâr etmeyi, bir miktar zararı bile göze alsanız, rakiplerine nazaran başka üstünlüğü olmayan pahalı malı satmanız çok zor, hatta imkânsız bile sayılabilir.

Piyasaların, “uzun vadeli” olarak da nitelenen normal işlediği durumlarda, birtakım dalgalanmalar olsa da gerçek fiyatlar mutlaka oturur. Önemli olan beklenmeyen paniklere karşı gerekli önlemleri yerinde ve zamanında almaktır. Ayrıca, çok iyi bilinmelidir ki yaşanan afet ya da kuraklık nedeniyle zaten az ürün elde eden üreticinin malına narh koymaya kalkarsanız, onu zarara uğratabileceğiniz gibi, gelecek yıllara dönük üretim yapma heveslerini de kırmış olursunuz.

Yıllar önce; Demokrat Parti döneminde, özellikle de 6-7 eylül olayları sonrası başlayan kıtlık ve karaborsa dönemlerinde ülkeyi yönetenler, piyasa şartlarını geniş çerçeve içinde oluşturmaya çalışmak yerine, “milli korunma kanunu” adı altında fiyatları kısıtlama yoluna gittiler. Sonunda karaborsacılar daha zengin olurken, küçük esnaf büyük zararlar gördü. Stokçular keyifle purolarını tüttürürken, onlar hapsi boyladı. Mala gerçekten ihtiyacı olanlar da, paraları oranında ve piyasa şartlarında satın almalarını sürdürdüler. Aslında bu olay için, Demokrat Parti’nin çöküşünün başlangıcı da denilebilir.

Devletin asıl görevi, belirli öngörüler ışığında ve daha çok, heveslendirme ve yönlendirme mantığıyla çözümler oluşturmaktan ibarettir.

 

Gazanfer Sanlıtop

www.gencogrenci.gencgelisim.com

Bir önceki yazımız olan Sorunlarınızın Üstesinden Gelin! başlıklı makalemizde bilinçaltı telkinler, sorunlarınızın üstesinden gelin ve telkin cdler hakkında bilgiler verilmektedir.

Share

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir