Ben Kimim?

Written By: Genç Öğrenci - Ağu• 01•13

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

question

 

Kendimizi, oynadığımız tüm rollere göre tanımlamamız mümkündür : Anne, yönetici, T.C. vatandaşı… Ama tüm bu kavramlar aslında bizi değil, oynadığımız rolü tanımlıyor. Öyleyse kendimizi tüm rollerimizden sıyırarak, özbenliğimizle tanımlamamız gerekiyor. Literatürde kişiliğin karakter, mizaç ve yetenek olmak üzere üç yönünden sözedilmektedir. Bizim burada üzerinde duracağımız konu ise bireylerin değerler sistemi olacaktır. Çünkü bireysel vizyonun parçası olan “ben kimim” sorusuna verilecek cevap, bireylerin ilke ve değerleri ile ilgilidir. Bu öyle bir tanımlamadır ki bireyin rolleri ile ilgili belirlediği noktalara “nasıl” ulaşacağını da gösterir. Diğer bir deyişle, değerlerimizi tanımlamakla hem kim olduğumuzu, yani özbenliğimizi tanımlamış olacağız, hem de gelecekte ulaşmayı düşlediğimiz noktalara nasıl, yani hangi yolları izleyerek ulaşabileceğimizi belirlemiş olacağız. Bu çalışmayı da yaptığımızda bireysel vizyonumuz net olarak belirlenmiş ve tüm faaliyetlerimizde bize bir rehber, bir pusula niteliğine kavuşmuş olacaktır.

Bir an için hiçbir değerimizin olmadığını düşünelim : Saksıdaki bir çiçekten farkımız olur muydu? İnsanı insan yapan değerleridir. Bir birey olarak bizi diğer bireylerden ayıran birtakım kişisel özelliklerimiz olabilir: Boyumuz, ağırlığımız, yaşımız, cinsiyetimiz, göz rengimiz gibi fiziksel özelliklerimiz; sinirli, cana yakın, soğukkanlı, kuşkucu olmak gibi davranışsal özelliklerimiz ya da eğitimimiz, mesleğimiz, vatandaşlığımız gibi toplumsal rollerimize ilişkin özelliklerimiz, ya da iş yaşamında kulanabileceğimiz yetkinliklerimiz, diğer bireylerin bu tür özelliklerinden farklı olabilir. Şimdi biraz daha dikkatli düşünmenizi istiyorum : Acaba tüm bu özelliklerimiz bir birey olarak bizi tanımlamaya yeter mi? Ya da bir adım daha ileri gidelim : Tüm bu özelliklerimiz yaşamımızda bize yol gösterecek bir ölçü olabilir mi?

Ne yazık ki bu sorulara verilecek yanıt “Hayır!” olacaktır. Gerçekten kim olduğumuzun en iyi göstergesi, diğer bir deyişle bizi tanımlayacak olan ölçütler, değerlerimizdir. Ayrıca değerlerimiz bir yandan yaşadıklarımızı nasıl algıladığımıza ilişkin bir ölçek, diğer yandan yeni yaşantılarımız için nasıl hareket edeceğimizi gösteren bir pusuladır. Yaşamı algılayış biçimimizi, yani paradigmalarımızı da yine değerlerlerimiz oluşturur. Bu yönüyle de yaşam felsefemizinin ayrılmaz ve en önemli parçasıdır. Özetle değerlerimizin ne menem bir şey olduğunu çözmek, hem kendimizi tanımamızı, hem de bundan sonraki yaşantımızı yönlendirmemizi sağlar.

Peki “değer” dediğimiz şey nedir? Neye göre ölçeriz? En basit deyimiyle değer, algıladığımız varlıklara atfettiğimiz önemdir. Bu varlıkların somut, maddi varlıklar olması gerekir mi? Hayır, sevgi, güzellik gibi maddi olmayan, ama var olduğunu bildiğimiz kavramlar da değer kümemizin içine girer… Değerlerimizi ilk elde kendi subjektif duyularımıza göre ölçeriz. Çünkü değerler, varlıkların realite de ne olduğundan çok, bizim onu algılayış biçimimiz ve ona atfettiğimiz öneme göre anlam kazanır. Somut bir örnek vermek gerekirse:  Bir tablo karşısında duruyoruz ve ona bakıyoruz. Bu tablo, belirli boyutları olan bir tuval ve üzerinde çeşitli kimyasal maddelerden oluşmuş boyalardan ibaret olan maddi bir varlıktır. Ve çoğu sonradan görme zenginlerimiz ile değer yargılarınını mantıksal boyuttan duygusal boyuta geçiremememiş bir kısım büyüklerimiz, “Ne var ki, alt tarafı şu kadarlık bez ile şu kadar liralık boya harcanmış!” türünden açıklamaları ile bir tabloyu değerlendirirken, tablonun somut maddi özelliklerini “değer ölçüsü” olarak kabul etmektedirler. Oysa tablo, üzerindeki boyaların biraraya getiriliş biçiminin bizde yarattığı etki ve onu algılayış biçimimize göre bir değer kazanır. Görüldüğü gibi değerler, mantıksal değil, duygusal bir alana ilişkindir.

Herbireyin duygusal algılayış biçimi birbirinden farklı olacağına göre, herkes için genel geçer, salt objektif değerlerden sözedilebilir mi? Aslında bu konu literatürde, “değer rölativizmi” ile epeyce tartışılmıştır. Bir görüşe göre, değerler görecelidir, herbirey için farklı anlam ifade edebilir, bu yüzden herkes için geçerli ve değişmez değerler yoktur. Diğer bir görüş ise, sırf bu iddianın kabul edilebilmesi için bile, “gerçeğin bilgisi” gibi bir değerin onanması gerektiğini ileri sürerek, genelgeçer hiçbir değerin olmadığı görüşünün kendi içinde çelişkiye düştüğünü ifade etmektedir. Benim de katıldığım bu ikinci görüşe göre, birtakım genelgeçer “üstün değerler” vardır ve insan olmanın özü de buradadır.

Peki bu üstün değerlerin neler olduğunu nasıl bileceğiz? Aslında birçok toplumun kültürlerinde ve dinsel öğretilerin bir çoğunda karşımıza çıkan doğruluk, dürüstlük, sevgi, saygı gibi etik değerler, bu üstün değerlerin neler olduğu konusunda bize önemli ipuçları vermektedir. Eğer değerlerimiz bu üstün değerlerden önemli ölçüde farklılık gösteriyorsa, er ya da geç bundan vicdani bir rahatsızlık duyacağımızı söyleyebilirim…

Tüm değerlerimiz, sadece bu üstün değerlerden mi oluşmalıdır? Kuşkusuz hayır… Örneğin Türk olmak, bir Türk vatandaşı için önemli bir değer taşıyabilir, ama bir ingiliz için hiçbir anlamı olmayabilir. Yine belirli bir dine inanma, bir ideolojik görüşe sahip olma, birtakımın taraftarı olma; bunlara değer veren kişiler tarafından belirli bir önem düzeyindedir, ama bir başka kişi bu kavramlara hiç önem vermeyebilir.

Ya “yükselen değerlere” ne demeli? Bu noktada Atatürk’ün bir sözünü hatırlatmak isterim: “Geldikleri gibi giderler!…” Evet, Batıda da bu durum yaşandı. Birtakım “değer!..”ler bizde olduğu gibi yükseldi, bundan batı dünyası çok para kazandı. E, tabi birtakım değerlerin yükselmesiyle diğer bazı değerler de değer kaybetti… Şimdi Batı kaybettiği değerleri yeniden kazanmak için tonlarca para harcıyor!…. Biz ise hem değerlerimizi kaybediyoruz, hem de paramızı… (Çünkü her zaman olduğu gibi yine geç kaldık !…)

Aslında değerler üzerine söylenecek çok şey var ama sanırım bu kadar felsefe yeter… Şimdi asıl önemli olan ve somut öneri beklediğiniz konuya geliyorum : Şu andaki değerlerimizi nasıl belirleyeceğiz?… Şu andaki diyorum, çünkü yaşam deneyimlerimiz arttıkça, yeni roller üstlendikçe hem değerlerimiz, hem de bunların sıralaması değişecektir. Ancak bunlardan bazıları tüm yaşamımız boyunca belki hiç değişmeyecektir. Kuşkusuz bunlar “üstün” değerlerden bazıları olacaktır.

Evet artık değerlerimizi belirlemeye başlıyoruz : Öncelikle sizin için “değer” ifade eden, sizce önemli olan tüm kavramları bir kağıda yazın. Neler aklınıza geldi? İsterseniz biraz ipucu vereyim : Dürüstlük, iyiniyet, sağlık, para, mutluluk, vatan, millet, özveri, sadakat, para, parti, sevgi, gelişim, eğlence, dostluk, meslek, saygı, din, işteki mevki, siyasi görüş, gelişim, cinsellik, tuttuğunuz takım, aile, tanınmış olmak, aşk, kalıcı olmak, güzellik…. Birbirinden oldukça farklı kavramlar değil mi? Elbette öyle olacak, yaşamın da binbir yönü yok mu zaten?… Bu noktada sizden istediğim, sizce bir önem ifade eden her türlü, ama her türlü kavramı önünüzdeki kağıda yazmanızdır. Özellikle verdiğim ipuçlarından sonra aklınıza ne çok kavram geldi değil mi? Hadi, durmayın, yazın kağıda… Bir beyin fırtınası yapın, aklınıza ne geliyorsa onu yazın…

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

Evet, sanırım yeterince geniş bir “değerler” listeniz oldu… Bu listenin olabildiğince geniş olması çok önemli, çünkü kendinizi bunlara göre tanımlayacak ve geleceğinize bunlara göre yön vereceksiniz. Eğer eksik bıraktığınız, içinize sinmeyen bir şeyler varsa yazdıklarınıza geri dönün ve ekleyin… Taa ki “Evet, yaşamım, bunlar üzerine kurulu, bunlar dışındaki hiçbir şey benim için bir anlam ifade etmiyor!…” diyene dek…

İkinci aşamada bu değerleriniz için bazı sanal testler uygulayacağız . Aslında rollerimizde yaptığımız gibi tüm bu değerleri birbirleriyle ikili olarak karşılaştırarak önem derecelerine göre sıralayabiliriz. Ama 178 adet değer yazan bir arkadaşımız için bu pek pratik olmayacak!…. Üstelik bu sıralama göreli bir değer verir, oysa biz bu değerlerin yaşamımıza yön verme derecelerini ölçmek istiyoruz.

Şimdi ilk testimiz : Ortaçağda zalim bir kralın, ya da günümüzdeki “Sapık” filmindeki karakterin elindesiniz… Size diyor ki “Eğer X değerinden vazgeçmezsen seni öldürürüm!..” Bu arada başınız bir giyotinin içinde, kurtuluş ümidiniz yok ve yaşamınız vereceğiniz cevaba bağlı… Bu manzarayı yaşayın, hissedin ve kendinize karşı dürüst olun : Gerçekten hangi değerleriniz uğrunda ölüme gidersiniz?… ( Bu noktada verdiğiniz cevapları değerlendirecek bir hoca olmadığını, kendi başınıza olduğunuzu ve verdiğiniz yanlış cevaplarla aslında kendi kendinizi kandırdığınızı hatırlatayım!…) Bu testten hangi değerleriniz geçti? Hiçbir değeriniz geçmedi mi?… Üzülmeyin, bizde test çok!…

İkinci testimiz : Ahlaksız teklif filmini çoğunuz seyretmişsinizdir. Şimdi böyle bir adam çıktı karşınıza ve herşeyin para ile satın alınabileceğini söylüyor. Üstelik teklifini de artırmış : Tam bir milyar dolar ! (Adam havadan kazanmış işte, zevkini tatmin etmek istiyor…) Sizden istediği şey ise X değerinizden vazgeçmeniz ve bu değerin tam aksine bir davranışta bulunmanız!… Ama önce gözünüzde canlandırın: Tam bir milyar dolar, nakit olarak önünüzde, hiçbir hile yok ve bu yaptığınızı başka hiç, ama hiçbir kişi bilmeyecek ve bu durum hiçbir şekilde açığa çıkmayacak, çıkarılamayacak… Bu para yaşamınızın sonuna kadar sizi çok rahat bir şekilde yaşatabilir… Şimdi bu ahval ve şerait içinde hangi değerlerinizden vazgeçiyorsunuz?…. Yine kendinize karşı çok dürüst olun…

Sonraki testlerimiz : Aslında ikinci teste çok benziyor, ama bu sefer aynı koşullarda önünüze konan paranın miktarı azalıyor… Diyelim ki bir milyon dolar, hangi değerlerinizden vazgeçtiniz? Diyelim ki yüz bin dolar, on bin dolar, bin dolar, yüz dolar….? Herbir seviyede hangi değerlerinizden vazgeçiyorsunuz? …

Testlerimiz sizi sarstı değil mi? Kendi kendinize dürüst olarak saptadığınız değerler ile, ağzınıza aldığınız ve dışarıya karşı savunduğunuz değerler arasında ne çok fark var değil mi? Bu testlerle amacımız, her değerin bir parasal karşılığını olduğunu göstermek değildir. Tam tersine, bazı değerlerin bazı kişiler için ölümü göze alabilecek kadar önemli olduğunu vurguluyoruz… Eğer her değerin parasal bir karşılığı olsaydı, ne oğlunu kurtarmak için denize atlayarak boğulan bir babanın, ne Filistinli intihar komandolarının, ne de ölüm oruçlarına yatan mahkumların davranışlarına bir anlam vermek mümkün olurdu !… Belirli para miktarlarını ortaya koymak ise sadece değerlerimizin göreli önemini ortaya koyarak bir gruplama yapılmasını kolaylaştırmaya yöneliktir. Böylece aşağı yukarı her değerimizden hangi durumlarda ne kadar ödün vereceğimizi öğrenmiş bulunuyoruz!…

Evet, kabul etmeliyim ki bu testler gerçekten sinir bozucu… Ama değerlerimizi gerçek anlamıyla belirlemenin kendi kendimizle hesaplaşmaktan başka bir yolu da yok!… İşte bizi tanımlayan ve bize yön gösterecek olan değerler, uğruna öleceğimiz ve fiyat sıralamasında en üstte yer alan değerlerimizdir…. Yaptığınız bu sıralamaya göre yaşamınıza yön verebilecek olan değerleri belirleyin… Şimdi geri dönüp gerçek yaşamınıza bakın : Bu değerler yaşamınıza gerçekten yön veriyor mu, yoksa çok daha alt sıralardaki değerlere göre mi hareket ediyorsunuz? Eğer testimizi dürüstçe cevaplamış iseniz ve bu soruya “Hayır” diyorsanız tanımlayamadığınız – ve belki de farkında olmadığınız- içsel huzursuzluğunuzun nedeni budur!… Önerim , sağlıklı ve mutlu bir yaşam için kendinize karşı dürüstçe belirlediğiniz değerler doğrultusunda yaşantınızı sürdürmenizdir…

Son olarak iki noktayı daha açıklığa kavuşturayım:  Üstün değerlere uygun olarak yaşamımızın yönlendirilmesi ideal bir durumdur, ama gerçek yaşamda çok sık karşılanmaz. Bu noktada önemli olan, en azından bireylerin kendi değerleri ile uyum içerisinde yaşamasıdır. Bu bağlamda eğer birey, en önemli değerinin “para” olduğunu düşünüyor ve bu doğrultuda yaşamını yönlendiriyorsa en azından kendi içerisinde tutarlıdır. Buna karşın en önemli değerlerinin “ sevgi, dostluk, dürüstlük” olduğunu ileri sürüyor, ama “para” değeri doğrultusunda yaşamını yönlendiriyorsa, burada ciddi bir sorun var demektir…. İkinci olarak, “değerlerimizle yaşamak” gerçek yaşamda ne kadar uygulanabilir? Örneğin iş bulmak ya da işimizi kaybetmemek için kendimizden bazı ödünler vermemiz gerekiyor, bu durum “değerlerle yaşamak” ile ne kadar örtüşüyor? Aslında bu gibi durumlarda da değerlerimiz ile yaşıyoruz, örneğin “gururlu olmak” bizim bir değerimiz ise ve işyerinde amirimizden haksız yere fırça yediğimiz halde bu durumu sineye çekiyorsak, bu durum “gururlu olma”nın bir değer taşımadığı anlamına gelmez, tam tersine, “aile” yi geçindirme değerinin gururdan önde geldiği anlamına gelir ve yine değerlerimiz doğrultusunda yaşıyoruz demektir.

Artık kendimizle de yüzleştik, kim olduğumuzu da az çok biliyoruz. Bundan sonraki aşamamız kariyer hedeflerimizi belirlemek…. “Oooo, daha mezun olmamıza çok var, hele bir işe başlayalım, ondan sonra düşünürüz bunları…” dediğinizi duyar gibiyim, ama kazın ayağı öyle değil… Buyrun okumaya devam edip görün…

 

Mehmet Cemil Özden

www.gencogrenci.gencgelisim.com

Bir önceki yazımız olan Oliver Goldsmith'ten Öğütler başlıklı makalemizde Oliver Goldsmith'ten Öğütler hakkında bilgiler verilmektedir.

Share

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir