Bir ‘Motivasyon’ Hikayesi “Çocuk Sabaha Kadar Ölecek”

Written By: Genç Öğrenci - Mar• 13•13

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

Milton-Erickson

 

Milton Erickson ilk çocuk felcini yedi yaşındayken geçirmişti.

 

Liseden, Haziran 1919’da mezun oldu. Ağustos ayında, diğer odadaki üç doktorun annesine şöyle dediğini duydu : “Çocuk sabaha kadar ölecek.”

 

Normal bir çocuk olarak, buna çok üzüldü.

 

Doktorları, Şikago’dan iki danışman çağırmıştı ve onlar da annesine şöyle demişlerdi: “Çocuk sabaha kadar ölecek” Milton çıldırmıştı. Bir anneye, çocuğunun sabaha kadar öleceğini söylemek korkunç bir şey, diye düşündü.

 

Daha sonra annesi yüzünde boş bir kağıda benzeyen bir ifadeyle Milton’un odasına girdi. Milton odadaki büyük sandığın yatağımı düşünüyordu. Sandığı yatağın kenarına kadar yaklaştırdı ve Milton tatmin olana kadar ona sandığı ileri geri oynatmasını söyleyip durdu. O sandık pencerenin önünü kapıyordu ve eğer Milton güneşin batışını göremeden ölürse çok üzülürdü! O akşamüstü sadece yarısını görebildi. Sonraki üç gün boyunca bilinçsizce yattık.

 

Milton annesine bunu hiçbir zaman söylemedi. Annesi de ona doktorların sözlerini anlatmadı.

 

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

Yıllar sonra Milton Erickson iyileşmiş ve başarılı bir hipnoterapist olmuştu. Sidney Rosen 1970 yılında hafızasını geliştirmek, isimleri ve çocukluk anılarını hatırlamak konusunda yardım almak için Milton’a gittiğinde, Milton ona bu hikayeyi anlattı.

 

Sidney bu hikayeyi dinledikten sonra hemen bazı çocukluk anılarını hatırlamaya başladı. Korkunç ateşli bir kızıl hastalığı geçirmişti. Ama Sidney’in asıl istediği, isimleri doğru bir şekilde hatırlayabilmekti. Sonradan Milton’ın o gün kendisine dolaylı olarak ‘bu sınırlamayı kabul etmesini’ söylediğini anladı. Milton ona annesinin cenazesinde babasının yaptığı bir konuşmayı da anlatmıştı.

 

Milton şöyle demişti : “Annemin cenazesinde babam şöyle dedi : ‘Bir insanla yetmiş dördüncü evlilik yıldönümünü kutlamış olmak harika bir şey. Yetmiş beş olsaydı çok daha iyi olurdu ama her şeye sahip olamazsın.’

 

Milton sandıktan ve güneşin batışından söz ederken hayattan zevk almak konusunda en beğendiği reçetelerden birini de veriyordu : ‘Daima gerçek bir hedefe bak, yakın gelecektekine.’

 

Milton’ın anlattığı ilk hikayedeki hedefi, güneşin batışını görmekti. Ama bu hedefe ulaşmadan önce, elbette ki engeli ortadan kaldırmalıydı. Bunu kendisi yapamadığı için, annesine yaptırması gerekti. Önemli olan nokta, sandığı neden pencerenin önünden çektirdiğini annesine ‘söylememesiydi’.

 

Eylemlerimiz için her zaman bir neden belirtmemiz gerekmez. Ama hedeflerimizin olması gerekir. Bu hedefler de yakın ve erişilebilir olmalıdır. Bu motivasyon kazandıran bir hikayedir.

 

 

NLP İle Ruhsal Gelişim/Cengiz Erengil/Akis Kitap

www.gencogrenci.gencgelisim.com

Bir önceki yazımız olan Beş Maymun ve Alışkanlıklarımız başlıklı makalemizde alışkanlıklarımız, beş maymun hikayesi ve Beş Maymun ve Alışkanlıklarımız hakkında bilgiler verilmektedir.

Share

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir