Ders Çalışmanın da Bir Raconu Vardır

Written By: Genç Öğrenci - May• 24•13

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

ingilizce many kullanimi ornek cumleler

 

Ders çalışmak; yaptığın yapacağın bütün öğrencilik faaliyetinin temel ekseni, bütün başarının temelidir. Her gelenin salladığı, üfürmelerin, rutin diyalogların, en sıkıcı konuşmaların yapıldığı bölümdür bu. Her ağzını açanın söyleyeceği bir şey mutlaka vardır.

–          Gecenin 1’inde ders çalışılır mı hiç!

–          Müzik dinleyerek ders çalışıldığını gördün mü sen?

–          Plana uyacaksın, kesinlikle taviz vermeyeceksin.

–          Loş ışıkta ders çalışmak insanı yorar.

–          Dağınık odada çalışmak dikkati dağıtır.

–          Gürültülü ortamda ders çalışılmaz.

 

Yukarıdaki söylenenlerde bir abeslik var mı? Bence var. Bu sözleri söyleyenler, hep bir şeyi unuttular. Karşısındakinin bir insan olduğunu… İnsan metabolizmasının uyum sağlayabilme yeteneğinin olduğunu bildiklerinden, hep bu zorlama mekanizmasını kullandılar. İnsan doğasının bir parçasının da özgürlük olduğunu unuttular.

Düzenli çalışan başarılı olur! Evet, ilk bakışta doğru bir cümle. Ama gerçek hiç de öyle değil. Şimdi soruyorum: Nasıl? Adamın yaşantısı dağınıksa, nasıl düzenli ders çalışacak? Her gün yaptığı rutin işler bile farklı olan insanlar gördüm. Her vakitleri farklı. Tuvalet zamanları, kahvaltı zamanları, hatta yatış ve kalkış saatleri. Hepsi farklı. Bir bakmışsın bir gün 6’da, diğer gün 12’de kalkmış. Daha da ilginci,  kahvaltıyı öğle yemeğiyle karıştıranları gördüm. Sabah kahvaltısında kocaman bir döner dürümü afiyetle yiyenleri, kahvaltıyı soğansız yapmam diyenleri biliyorum.

Dolabın içine girip ders çalışan insanları duymuşsundur. Elinde el feneri, dolabın içinde kitap okuyor. Enteresan! Ama normal. Çünkü hiç kimse eşit yaratılmamış. Yapılanların hepsi doğru. Ders çalışmanın bir standardı olmaz. Bir şekli olmaz. Bir mekânı olmaz. Yani “Ders masada, odada sessizce çalışılmalıdır.” denirse yanlış olur. Bu şekilde düşünenler hep yanıldılar. Yanıldıkları için söylediklerini kimse dikkate almadı. Seminerlerinde uyuttular. Dinleyen de bir daha benzeri seminerlere gelmek istemedi.

Peki, en iyi öğrenme nasıl gerçekleşecek? Bilim adamları en iyi öğrenme davranışına “kalıcı öğrenme” demişler. Bütün amaç, bu kalitede öğrenmeyi sağlamak. Konuyla ilgili o kadar soyut bilgi var ki… Şimdi sana bu soyut bilgileri uygulanabilir bir yöntemle sunmaya çalışacağım. Hazır mısın?

 

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

Kalıcı Öğrenme Nedir?

Kalıcı öğrenme dediğimiz şey, aslında bilgilerin çabuk unutulmayacak şekilde belleğe kaydedilmesidir. Tabi burada unutmanın varlığı da gözümüze çarpıyor. Unutmak; ilk duyduğumuzda olumsuz bir terim gibi. Ama yaşamın ta kendisi. İnsan unutmazsa ölür. Gerçi bilim adamları unutma yoktur; kayıtlı bilgileri, güncel belleğe almakta sıkıntı vardır, deseler de somut bir şey var. Eğer biriken bilgileri uzunca bir sürecin ardından hatırlamakta sıkıntı yaşıyorsak, unutuyoruz demektir.

 

Unutmak neden iyi bir şey? Çok sevdiğin bir arkadaşınla kaldırımda yürüyorsun. Hava oldukça güzel. Her şey yolunda gözüküyor. Mutlusunuz. Sohbetiniz kahve tadında. Aranızdaki bu muhabbet hiç bitmesin istiyorsunuz. Sonra bir köşeden anti-sosyal bir maganda arabasıyla çıkıveriyor. Sen onu fark edene kadar o yanından geçip gidiyor. Sadece arabanın yanından geçtiğini görüyorsun. Sonra şaşkınlıkla arkadaşına baktığında onu göremiyorsun. Arkadaşın yanında yok. Araba sana çarpmadı ama yanındaki arkadaşını sonsuza götürdü. Duygusal bir travma yaşatmamak adına istersen devamına hiç girmeyeyim. Neticesinde sen o gün arkadaşını kaybettin. Bu yaşadığın olayı ve kaybın acısını, o gün o kadar şiddetli yaşadın ki ancak doktor yardımıyla ayakta durabildin. Şimdi o günün acısını ve olayın tazeliğini her gün yaşayacak olsan, acaba yaşama kaç gün direnebilirsin? Direnemezsin. 10 gün, belki de 12 gün, sonrasında ya ruh sağlığını, ya da beden sağlığını tamamen kaybedersin. Demek ki unutmak, yaşamın bir parçası.

 

Başkasına Anlatarak Etkili Öğrenme

Yaşamın bir parçası olan unutma, bize öğrenme noktasında tam anlamıyla kazık atıyor. Belleğimizdeki kayıtlı bilgileri yavaş yavaş siliyor. Ne yapmak gerek? Öncelikle, bilgi kayıtlarımızı sahilin dalgalarla getirdiği kumlara yazmamak gerek. Suyun ulaştığı bir noktaya ne yazarsak yazalım silineceği açık. Yani silinmeyecek bir yerlere yazmalıyız. Türkçesi, geç silinecek olan uzun süreli belleğe…

 

İnsan en iyi öğrenme davranışını yaşayarak ve yaparak gerçekleştiriyor. Öğrendiği bilgiyi, başkasına anlattığında daha da yüksek bir kalıcılık sağlanmış oluyor. Asıl soru şu: “Odanda özgürce ders çalışabilme imkânın var mı?”

 

Derste bir olay anlatıldı diyelim. O olayın başkahramanı olarak kendini hissedebilirsin. Bunda hiçbir sakınca yok. Bir gün Yavuz olmanda, bir gün Atilla olmanda hiçbir abeslik yok. Öğreneceğin metni yüksek sesle, vurgulu bir şekilde okumalısın. Kendine değil ama. Konuyu anlatacağın zavallı bir canlı bulamayacağından, hemen köşede duran sandalyeyi kurban seçebilirsin. O, senin günah keçin olabilir. İtiraz edeceğini sanmam. Böyle bir anlatımda,  bütün duyu organlarını işin içine katacağından yüksek kalitede bir kayıt yapmış olacaksın. Peki, sayısal derste ne yapacaksın? Kolay, hem de çok kolay. Yöntem yine aynı olacak.

Acilen bir yazı tahtası almalısın. Çok büyük olmasına gerek yok. Odanda bir köşeye koy. Karşına da günah keçini (sandalyeni) oturt. Matematik sorunu tahtaya yaz. Nasıl çözüldüğünü bu sandalyeye anlat. Belki sana komik gelecek ama öğrenmenin üst düzeyde gerçekleştiğini göreceksin. Aslında burada yaptığın, öğretmenlik olacak bir bakıma. Böyle yaptığında öğrenmede kalıcılık çok yüksek olacak.

 

Kadir Akel

www.gencogrenci.gencgelisim.com

Bir önceki yazımız olan Başarısız Olmak Bir Sanattır başlıklı makalemizde başarısız olmak, başarısız olmak bir sanattır ve başarısızlık hakkında bilgiler verilmektedir.

Share

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir