Eşek Muhabbeti

Written By: Genç Öğrenci - Haz• 13•13

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

esek

 

Bir meclis tahayyül ettim. Bir sohbet ortamı. Kimler mi var? Necatî, Şeyhî, Ziya Paşa, Namdar Rahmi Karatay, Âli Bey, Kaygusuz Abdal, Neyzen Tevfik, Hüseyin Rif’at Işıl, Ömer Hayyam, Said Bey, Mehmet Akif, Hoca Hayret Efendi…

 

Yatmadan önce düşündüğüm bu değerli zevat-ı kiram rüyamda karşıma çıkmasın mı? Rüyada bile olsa heyecanlandım tabii.

 

Şöyle kenardan seyrediyorum onları. Beni görmüyorlar. Muhabbet ateşi alevlenmiş olmalı ki ortadaki delikanlı, semaver çayının birini doldururken biri boşalıyor. Tavşan kanı gibi çaya ağzımın suyu akmadı desem yalan olur. Birden Ziya Paşa parladı. Sinirli sinirli:

“Bre densiz mendebur. Sen ne olduğunu sanırsın ki olmayan aklınla akıl vermeye kalkışırsın!”

 

Eşşek âlim olmaz taş taşımakla tekkeye

Adam insan olmaz gitmek ile Mekke’ye

 

Dostlarım, akıl vermek kadar aklı kime verdiğine dikkat etmek gerekir. Değil mi efendim!

 

“Ah iki gözüm” dedi Namdar Rahmi Karatay. “Her mecliste söylemişim, insan kendi sınırlarının farkında olacak. Kimle muhatap olduğuna dikkat edecek.”

 

Bir hamal kayığını sarhoş bilmez, yat sanır

Eşeğe gem vurmayın, kendisini at sanır

 

“Böyle akıldan piyade olanlara her fırsatta haddini bildireceksin. Kıymetleri üstünde değer verildiklerinin farkına vardıklarında önleri alınamaz olurlar.”

 

“Mamafih, azizim değişen bir şey yok yani.” dedi Ziya Paşa.

 

Bed-asla necâbet mi verir hiç üniforma

Zerdûz palan ursan eşek yine eşektir

 

“Pek müşkil bir hâli enfes tarif ettin azizim Ziya. Eğer insanlık mekân ile irtibatlı olsaydı benim çok öncelerden söylediğim şu beyit içindekini bizden de ulvî mertebeye itila eylerdi ki mansıb da şöhret de ona layık olurdu.”

“Nedir o beyit?” dedi Mehmet Akif Bey.

Necati Bey, beyti okudu.

 

Kûyine gelmek ile aşık dirilmesin rakîb

Hacı olmaz bellüdür varmağ ile har Kabe’ye

 

“Azizim, aşık dedin rakîb dedin de sevgiliye benden başka aşık olanları eşek kisvesine münasip gördüğümü burada size itiraf etmek isterim.” dedi Âli Bey.

 

Sa’y idüp kûyın tavaf eylese düşman gam degül

Âdem olmaz varsa yüz bin kerre bir har Kabe’ye

 

Çayını yavaş yavaş yudumlayan Hoca Hayret Efendi’ye hayret ediyordum; çünkü hiç lafa karışmadı, öylece minderin üzerinde oturuyordu. Yerinde kımıldanıp durmasına bakılırsa bir şeyler söylemeye hazırlıyordu kendisini. Ve beklediğim gibi de oldu.

 

“Efendim, geçenlerde garip bir âdemoğlu gelip yazdığı gazelde bikr-i mazmundan dem vurdu. Alıp bir bakıver hoşuna gidecek, dedi. Aldım gazeli, gazel demek ne kadar isabetli olursa tabii, şöyle bir nazarımı gezdirdim. Bırakın bikr-i mazmunu kadim mazmun da yok zırvaların arasında. Herife kızdım ve şu beyti başından aşağıya üfürdüm. Belki istifadesi olur diye.” “Neymiş o azizim” dedi Mehmet Akif Bey.

 

Bikr-i mazmundan dem urmuş bakın divaneye

Bikr-i mazmun nerde, sen nerde behey eşşek

 

“Hay ağzına sıhhat” dedim gizlendiğim sütunun arkasından. Eyvah, sesimi duydular mı acaba? Neyse ki ortamdaki takdir sesleri duyulmama mani oldu.

 

Muhabbet, insan ve eşek odaklı olmaya başlamış; hemen hemen herkes bir şeyler söylemişti. Bütün bunları dinledikten sonra Akif de bir şeyler söyledi çok mütevazı bir şekilde.

Ölen insan mıdır ondan kalacak şey eseri

Bir eşek göçtü mü ondan da nihayet semeri

 

Der demez semaverin kenarındaki mangala uzanıp çubuğundaki tütününü yakan Şeyhî cılız bir ses tonuyla  “Evet evet, eşek ölünce semeri kalır. Zaten ondan yadigâr olarak iki şey kalır. Biri budur, yani semeri. Diğerine de itler sevinir.”

 

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

Gicesi karganın baykuşa gündür

Eşeğin ölümü ite düğündür

 

“Eşek ölse bile eşşeklik bâki kalır” dedi Kaygusuz Abdal. “Eşek ölür, doğru; ancak insan suretindeki eşşeklere ne diyeceksiniz?”

 

Terk etmedim benliğimi

Bilmedim insanlığı

Sûretim âdem veli

Her huyum eşek gibi

 

Hiç yeri olmasa bile kenarda demlenen Neyzen söze karıştı. Nereye oturtulacağı belli olmayan bir dörtlük savurdu.

 

Sanma ciddiyetle sarf ederim san’atımı

Ney elimde suyu durmuş kuru musluk gibidir

Bezm-i mey’de sufehânın saza meftûn oluşu

Nazarımda su içen eşşeğe ıslık gibidir

 

Bunu işitince Akif bir kahkaha salıverdi ki salon çınladı.

Bunu duyan Hüseyin Rifat Işıl geri durur mu?

 

Şehirde men olundu gezmesi eşşeklerin amma

Bunun tatbiki mümkün mü diye herkeste bir şek var

Kolaydır dört ayaklı cinsi men etmek lâkin

Ben insanım diyenlerden yularsız pek çok eşşek var

 

Sütunun arkasında dudaklarımı ısırıyordum kahkaha atmamak için. Ne olurdu Akif gibi bir kahkaha da ben salıverseydim. Duyarlar diye korkuyor, kımıldayamıyordum bile. Muhabbetin seyri değişmiş gibi geldi bana. Ama olsun. Bakalım daha neler söylenecek diye U biçiminde sıralanmış minderlerin sol kısmına bakıyordum. Hintli bir fakir gibi oturan Hayyam, başını kaldırdı Neyzen’den tarafa bakarak

 

Dünya üç beş bilgisizin elinde

Onlarca her bilgi kendilerinde

Üzülme; eşek eşeği beğenir

Hayır var sana kötü demelerinde

 

Acaba bunu Neyzen’e alkolik diyenler için mi söylemişti? Kim bilir? Dedim ya muhabbetin seyri, yelpazesi genişlemişti.

 

Said Bey, sanki dünyada nasıl yaşarsan öyle hatırlanırsın dercesine Hayyam’dan sonra şunları dillendirdi.

 

İtme bîhûde felekten şekva

Hoşça hazm it yidüğin darbeleri

Eskidir hiç değişmez bu usul

Eşek oldun mu vururlar semeri

 

Allah’ım ömrümde böyle harikulade bir muhabbete şahit olmamıştım ve şu an gözümün önünde kimler neleri konuşuyorlardı. Bulunmaz bir devlet benim için. Daha neler neler söylenecekler diye iştahla kendimi gizlemeye çalışırken bir anırma sesi duydum. Duymaz olaydım, rüyadan uyandım. Hep sütçü beygiri geçecek değil ya. Sokaktan sütçü merkebi geçiyordu. “Aaaaiii… aaaaaaaiiiiiiiiii…”

 

“Hay Allah belanı vermesin eşşek! Tam da yerinde anıracak vakitti doğrusu. Ne yaparsın eşek işte.”

 

Sanırım gördüğüm rüyanın etkisiyle olsa gerek o anda aklıma bir şeyler geldi ve dilimden dökülüverdi.

 

İnsan içinde bulunmadı yitti

Dünyaya sıpa gelip eşek gitti

 

 

Mehmet Akbulut

www.gencogrenci.gencgelisim.com

Bir önceki yazımız olan Sunumda Güven Sorunları başlıklı makalemizde başarılı sunum, sunum ve sunumda güven hakkında bilgiler verilmektedir.

Share

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir