Hedefleriniz Temel Değerlerinizle Uyum İçerisinde Olmalıdır

Written By: Genç Öğrenci - Nis• 17•13

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

man on green arrow. Isolated 3D image

İki adam küçük bir botla balığa çıkmışlardır. Balığa gittikleri gün sakin bir gündür. Ta ki kancaya takılan kocaman bir balık, kurtulmak için çırpınırken, adamı çekip suya düşürünceye kadar… Adam yüzmeyi bilmemektedir ve panik içinde:

‘Yardım et!’ diye bağırır arkadaşına ‘Kurtar beni!’

Arkadaşı elini uzatır ve adamı bota çekebilmek için saçlarından yakalar. Ama tutup çekmek istediğinde, adamın peruğu elinde kalır ve adam tekrar suya batar. Kafasını zorlukla çıkarıp, çığlık atmaya devam eder:

‘Yardım et bana, yüzme bilmiyorum!’

Arkadaşı tekrar uzanır, bu kez kolunu yakalar. Tam çekecekken, kol yerinden çıkar. Bu takma bir koldur!

Boğulmak üzere olan adam çırpınmaya devam etmektedir.

Arkadaşı üçüncü kez uzanır. Bu sefer adamın bacağına denk gelir ve çeker. Çektiği tahta bir bacaktır!

Adamın boğulmasına ramak kalmıştır, ama debelenmeye ve çığlık atmaya devam eder.

Arkadaşı sıkılmış bir şekilde bağırır:

‘Tek parça değilsin ki, nasıl yardım edeyim sana?’

Siz de değerlerinizle bir bütünlük içerisinde yaşamalısınız.

Şu soruyu kendinize sorun:

Yaşamın benim için anlamı nedir?

Değerlerinize aykırı bir şekilde yaşarsanız mutlu olamazsınız.

Sizi gerçekten mutlu edecek şeyler nedir? Para mı, kariyer mi, tanınmak mı, dostluk ve insanlara yardım etmek mi?

Başarılı insanları inceleyen tüm araştırmalar her zaman şunu ortaya koyar: Başarı, mesleğinizde öne çıkmanızı gerektirir. Siz de mesleğinizin bir dalında uzmanlaşmalısınız, kendinizi adamalısınız. Bu da ancak sevdiğiniz bir konuda çalışmanız ile mümkün olabilir.

Bir alanda sıra dışı olmazsanız, kendinizi hiçbir zaman mükemmel ve güvende hissedemezsiniz. Bir adam sabah aynaya baktığında, aynada kendisine geri bakan adamın bir konuda iyi olduğunu bilmezse, hiçbir zaman kendisini gerçek anlamda sevip saygı duyup kabul edemez.

Bir insan bir konuda sıra dışı değilse, her şeyde en fazla vasat birisidir. Bir konuda iyi olduğunuzu bilmezseniz, kendinizi huzursuz ve güvensiz hisseder ve neyi iyi yaptığını bilen insanların yanında rahat olamazsınız.

Yaşadığı şehirden, bulunduğu ortamdan, kısacası yaşantısından sıkılan bir adam, cebindeki az bir miktar parayla yanına hiçbir şey almadan bulunduğu kenti terk edip daha önce hiç bilmediği bir ülkeye gitmiş. Oraya henüz alışmaya çalışırken birden bir ses duymuş. Bir çığırtkan, avazı çıktığı kadar meydanda bağırıyormuş:

‘Tiyatro! Gelin! Kaçırmayın! Bu akşam Tiyatro!’ Adam hayatında hiç tiyatroya gitmemiş ve inanılmaz derecede merak etmiş. Biletin nereden alındığını öğrenmiş. Bilet fiyatı cebindeki tüm para kadar olmasına rağmen hiç tereddütsüz bileti almış. Akşam olmuş, başlamış merakla oyunu izlemeye.

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

Oyun bitmiş, herkes dağılmış ve bizim meraklı öylece kalmış, izlediği muhteşem oyunun karşısında. O sırada temizlikçi tarafından salonu boşaltmak için ikaz edilmiş. Adamsa, ‘Bana müdürünüzün yerini söyler misiniz? Onunla bir şey konuşmam gerek.’ demiş.

Seyrettiği oyunun etkisiyle müdürü ile konuşmuş ve buranın bir parçası olmak için ne iş olursa olsun çalışmak istediğini belirtmiş. Müdür çok şanlı olduğunu, şu sıralar bir temizlikçi aradığını fakat önce onu denemesi gerektiğini ifade etmiş ve denemek üzere aylardır el değmemiş kütüphanenin temizliğini uygun bulmuş. ‘İşte burayı temizle. Eğer beğenirsem seni işe alırım.’ demiş ve gitmiş.

Tiyatro aşkının verdiği şevkle temizlik beklenenden kısa sürede bitmiş. Müdür odayı görmeden adamın samimiyetine inanmamış. Onu diğerleri gibi işi savsaklayan biri sanmış. Fakat odanın temizliğini görünce hayretler içinde kalmış. Aylardır içeriye girilmeyen oda gıcır gıcır oluvermiş. Müdür bu çabuk ve becerikli adamı işe almaya karar vermiş:

‘Tamam, seni işe alıyorum.’

‘Fakat benim yatacak yerim yok.’

‘O zaman burada yatarsın ve işe daha erken başlarsın.’

İstediği olan tiyatro tutkunu huzurlu bir şekilde odayı terk ederken müdür:

‘Adın neydi senin, buraya yazalım…’ demiş.

Aldığı cevap ise;

‘William! William Shakespare!’ olmuş.

Hayattan ne istediğinize karar verip o uğurda çalışmaya başladığınızda, hayatta ulaşabileceğiniz en büyük sevinci ve tatmini yaşarsınız. Sevdiğiniz bir işi yapıp başarısız olmak, nefret ettiğiniz bir işte başarılı olmaktan çok daha iyidir.

Genç bir adam, annesinin ve babasının isteği üzerine o yıl Teksas Üniversitesi’nde öğrenimine başlayacaktır. Ama kafası arabasının arka koltuğunda duran bilgisayardadır. Austin’deki yurt odasına yerleşir yerleşmez, bilgisayarın içini açar ve incelemeye başlar.

Piyasadan 3 bin dolara satın aldığı bu bilgisayarın içindeki parçalarının değeri sadece 600 dolardır. Kafasından basit bir matematik yapar ve ‘Ben bu bilgisayarı tüketiciye nasıl daha ucuza satabilirim?’ diye düşünür.

Okul açılır ve bir süre sonra dersler kötü gitmeye, notlar düşmeye başlar. Bunu öğrenen anne ve babası, bir sabah ona haber vermeden uçağa atlayıp Austin’e gelirler ve havaalanından kendisini ararlar. Genç Michael, parçalarına ayırdığı bilgisayarları arkadaşının odasındaki banyoya doldurup perdesini çeker. Ailesi gelir ve işte orada belki de hayatının en önemli anlarından birisini yaşar. Babası doğrudan söze girer: ‘Bu bilgisayar zımbırtısını bir tarafa bırak ve artık derslerinle ilgilenmeye başla.’

Evet, onun geceleri rüyasına bile giren bilgisayar için babasının kullandığı kelime budur – zımbırtı. Babası aynı hızla devam eder: ‘Artık önceliklerini belirle ve hayatta ne yapmak istediğine karar ver.’ Oysa Michael’in bu soruya cevabı çoktan hazırdır ve nitekim hemen verir: ‘IBM ile rekabet etmek istiyorum.’

Bir yanda anne ve babasının eğitimi için yaptığı baskı, öte yanda içindeki sesin ona ‘Yürü’ dediği istikamet. Bu ikilemle karşı karşıya kaldığı gün henüz 18 yaşındadır. Anne ve babasının ısrarı ağır basar. Canı gibi sevdiği bilgisayarları bir kenara bırakıp, derslerine döner. Ancak bu sadece üç hafta devam edebilir. Sonunda yine bilgisayar aşkı galip gelir ve bir daha ayrılmamak üzere, dağılıp parçalanmış çiplerin bulunduğu bilgisayar tezgâhına geri döner. Anne ve babasını ikna edip okuldan ayrılması mümkün değildir. O nedenle kendi kararını kendi verir. Okulunun ilk yılını bitirir ve okuldan ayrılır.

İçindeki sesin işaret ettiği yolda yürüyen Michael Dell bugün dünyanın en büyük bilgisayar üreticisi DELL şirketinin sahibidir.

Ve bugün sadece www.dell.com adresli siteden güne yaklaşık 15 milyon dolarlık bilgisayar satılıyor…

 

Cengiz Erşahin/Kendini Ateşle/Akis Kitap

www.gencogrenci.gencgelisim.com

Bir önceki yazımız olan Hedeflerin Ayrıntılı ve Ölçülebilir Olması Gerekir başlıklı makalemizde hedeflerin ayrıntılı olması, hedeflerin belirgin olması ve hedeflerin ölçülebilir olması hakkında bilgiler verilmektedir.

Share

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir