İlk Kurşunu Kendine Sıkmak

Written By: Genç Öğrenci - Ağu• 01•13

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

sen

 

İçinde yaşayan iki kişi var. Biri iyi biri kötü.  Bu kişilerin seslerini her zaman duyarsın.  “içimden bir ses dedi ki” diye başlayan cümleleri örnek olarak gösterebilirim.

Seni vezir yapacak da, rezil yapacak da bu seslerdir. Önemli olan senin hangi sesi dinlediğindir. Onlar kendi kendilerine konuşurlar. Hatta karar alırlar. Sen de uyarsın. Çoğu zaman farkında dahi olmazsın. Kendine geldiğinde “keşke yapmasaydım” dersin.

Biz bu içimizdeki seslere mantıksal ben ve duygusal ben diyebiliriz. Birisi sorumlu diğeri sorumsuz. Birisi mantıklı diğeri çocuksu. Burada doğru olan mantıksal benin( yani mantıklı düşünen yanımızın) son sözü söylemesine fırsat vermektir. O mahkeme kuran bir hakim gibidir. Kararları mantıksal benle almak çok doğru olacaktır. Beyinde yaşar. Kral da odur padişah da. Ama çoğu zaman kaybeden de o olur.

Duygusal ben, bizi gaza getiren yanımızdır. O romantiktir, liriktir. Coşar, ağlar, üzülür sevinir. Kavga çıran da odur. Uçurumun kenarında gezen de. Birden parlayabilir. Ya da sümsükleşip kabuğuna çekilmeyi tercih edebilir. Duygusal ben,  kalbimizde yaşar. Ne gariptir ki o olmadan yaşamın tadı olmaz. Ona dikkat etmelisin çünkü o çok tembeldir, keyif düşkünüdür. Ayrıca kalleş ve utanmazdır da.

Eğer insanlar kararlarını mantıksal benle alacak olsalardı dünyada ne bir çocuk ölürdü, ne katliamlar olurdu. Huzur olurdu yani.  Duygusal benimiz küçümsenmeyecek kadar güçlüdür. Hatta çoğu zaman mantıksal yanımızı alt eder. Yeni hedeflerini oluşturmuş birisi olarak,  çalışman gerektiğine karar verdin diyelim. Duygusal benin hemen mızıkçılığa başlar. Açık vermemeye dikkat etmelisin. Bulduğu her boşluktan saldırır. Galip geldiğinde insanı çok üzer.

Şimdi, sana nasıl seslenir, birlikte bakalım.

–          Ya!  Şimdi ders çalışmak da nerden çıktı. Manyak mısın sen, ne güzel eğleniyordun.

–          Bırak şu kitabı oğlum,  çalışacak çok zamanın var. Arkadaşınla çıkıp ne güzel vakit geçiriyorsun.

–           Hem sen çok başarılı bir öğrencisin. Hiç kimse senin gibi değil.  Az bir çalışmayla halledersin.  Hadi çıkalım, sokaklar bizi bekliyor.

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

–          Bak Ayşe’ye, senden çok kötü durumda. O çalışmıyor Sen ise yırtınıp duruyorsun.

Bazen çok daha ileri gider. Seni tamamen alt etmek için adeta saldırır.

–          Üniversiteyi okuyup da ne yapacaksın. Bak,  çoğu boşta geziyor. Hem,  sen zeki bir adamsın nerede iş arasan bulursun.

Maalesef bu aptal yanımız, çoğumuzu esir alır. Ama yetinmeyi bilmez. Önce seni kitaplarından uzaklaştırır. Ayaklarının altına dinamik yerleştirdiğini görürsün. Bu süreç seni yıkana kadar devam eder. Asla onun tuzaklarına düşmemelisin.  Her adım attığında onun sesini duyacaksın. Sakın unutma. En zirveye çıktığında bile yetinmediğini, seni yerinden indirmek için çalıştığını göreceksin. Onun bu mücadele azmini dizginleyebilsen yapamayacağın bir iş, elde edemeyeceğin bir başarı olmaz.

İçimizde bir kral ve ona hizmet etmesi gereken bir hizmetçi var. Hizmetçi arsız. Kralı dize getiriyor. Yerlerde sürüm sürüm süründürüyor. Kral ise çaresiz.

Sana kanser hastalığından bahsetmek istiyorum. Ne alakası var deme. Çünkü bizim yaşadığımıza çok benziyor. Bu illet hastalığın,  asıl nedeni nedir biliyor musun? Vücuda giren bir virüsü, koruyucu askerlerimiz olan alyuvarların, dost olarak kabul etmesidir. Bu durum;  eve giren bir hırsızı, bahçedeki köpeğin ev halkı olarak algılamasına benzer. Yani alyuvarlar virüsü, normal bir organın işlevi gibi algılıyor. Bu nedenle virüs rahatlıkla yayılıyor. Bilim adamları kansere çare ararken şöyle bir yöntem üzerinde çalışıyorlar. Vücudumuzun askerleri olan alyuvarlara, dışarıdan giren virüsün bir düşman olduğunu anlatmaya çalışıyorlar. Bunu başardıkları gün inan kanser hastalığı tarih olacak. İnşallah!

İçimizde yaşattığımız bu düşmana ( duygusal ben’e) dikkat etmelisin. Bizi çok sevdiğini söyleyen, güya dostumuz olduğunu belirten bu duygusal ben’e çok dikkat etmelisin. Kaleyi fethetmeden harekete geçmek zorundasın.

Peki, bu düşmanla savaşmak nasıl olacak? Bu kadar güçlü ise nasıl yeneceğiz?

 

Kadir Akel

www.gencogrenci.gencgelisim.com

Bir önceki yazımız olan Ben Kimim? başlıklı makalemizde ben kimim, kariyer oluşturma ve kariyer planlama hakkında bilgiler verilmektedir.

Share

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir