Meslek Edinme ve Sınavlar

Written By: admin - Şub• 15•13

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

meslek-secimi

Eğitimin yarışı olur mu? Evet, haklısınız, eğitimin yarışı olmaz! Olmamalı ama ülkemiz şartlarında yapacak pek bir şey de yok; çünkü sayıları milyonlara ulaşan bir kesim, üniversite kapısını zorlamakta ama her yıl sadece 400 bin kadarı kapıdan içeri alınabilmektedir.

Hayatımızın her döneminde türlü türlü sınavlardan geçiyoruz ve geçmeye de devam edeceğiz… Bu sınavlarla bazı engelleri aşarak bir üst noktaya ulaşmaya çalışıyoruz. Kimi zaman bunda başarılı olurken, kimi zaman olamıyoruz. Hayatımızı tamamen kuşatmış olan sınavlardan kurtuluşun olmadığı bir gerçek… Bir kitap alırken bile, kendi içimizde bir sınava tabii değil miyiz? Eş seçerken de bir sınava tabii tutulmayacak mıyız? Arkadaşlarımız, bizleri seçerken kendilerince bizi sınavlardan geçirmiyorlar mı? Bir işe başladığınız zaman, işveren sizi bir sınava tabii tutmuyor mu? Evet, sınav oluyoruz. Belki kâğıt ve kalem üzerinde değil ama duygularımızla ve düşüncelerimizle de sınav oluyoruz.

Hayatımızın her döneminde sınavlarla karşı karşıya kalacağımız gerçeğini kabullenmemiz ve atacağımız adımları da ona göre atmamız gerektiğini unutmamamız gerekiyor. Birileri belki bazı sınavları kaybetmiş olabilir; kaybedenler neden kaybettiklerini açıklayarak aynı hataya düşmemeleri için kardeşlerini uyarabilirler. Şunu da bilmek gerekir ki, sınav bir yarıştır ve mutlaka yarışlarda bir kaybeden olacaktır.

Eğitim sistemimizde nerede hata yapılıyor da bu kadar öğrenci üniversite kapısında birikebiliyor? Öğrenciler, geleceklerini kazanabilmek adına üniversite kapısını aşındırmaya çalışıyorlar. Daha iyi bir iş bulabilirim ümidiyle yola çıkmaktalar. Elbette bu, her insanın doğal hakkıdır. Ancak üniversite mezunu olmak, işe girme konusunda en önemli şartlardan biri değildir. Ya da şöyle söyleyelim, bir programdan mezun oldunuz, mutlaka işe gireceksiniz gibi bir garanti bulunmamaktadır. Önemli olan, kendimizi kanıtlamamız, kendi becerilerimizi birilerine ispat ederek çalışma hayatına girebilmemizdir. Bu, mutlaka bir üniversite okuyarak olacak diye bir şart yoktur. Kimileri bu kapıdan geçerek hayata atılırken, kimileri de bu kapıdan geçmeden hayata atılmakta ve çalışma hayatında köklü bir şekilde yer edinmektedirler.

Üzerimize düşen sorumluluk ve ödevlerimizi eksiksiz yerine getirmemiz gerekir. Yine olmuyorsa, umutsuzluk bulutları altında kendimizi kaybedip sağlığımızı tehlikeye atmak, hiçbir şey kazandırmaz bize. Hiçbir sınav, sağlığımızı geri getiremez; ama sağlıklı düşünüp hareket etmekle birçok sınavı başarabiliriz. Bu yüzden ilk engeli görünce pes bayraklarını açıp köşemize geçmek doğru değildir.

Gerçek Başarı İçin Üniversite Şart mı? (ARA BAŞLIK)

Etrafınıza bakarsanız, üniversiteye gidememiş ama başarılı birçok insan görebilirsiniz. Üniversite yararlıdır ama olmazsa olmazımız değildir. Bu ince noktayı unuttuğumuz an, hayatımız altüst olur. Kimse bizi sakinleştiremez ve bu umutsuzluk döngüsü içinde kaybolur gideriz.

Size çok güzel bir örnek vermek isterim. Fatih Küçükkelepçe isminde bir kardeşimiz var. Kendisi bedensel engelli… Takdir edersiniz ki, kardeşimiz hayatında türlü türlü zorluklar çekmiş. Bu durum, eğitimine de mutlaka yansımıştır. Ama o, bu engeller karşısında yılmayarak okuma-yazma öğrenmiş ve kendisini geliştirerek bilişim teknolojileri hakkında bilgi edinmiş. Kendisini sürekli yineleyerek ve geliştirerek “Delphi ile ASP.Net” adlı, bilgisayar programcılığına merak salan kişilere hitap eden bir kitap yazmış.

Düşünelim, kimse de alınmasın! Bilişim teknolojilerinden mezun olan herkes, (pek azı müstesna!) bu kardeşimizin cesaretini göstererek, kendi alanlarıyla ilgili bir eser vermişler midir? Herkesin hayali vardır ve bu hayali gerçekleştirmek için dört kolla işine sarılır. Tabii bu demek değildir ki, bu kişiler bir şey bilmiyorlar. Tek sorun, bildiklerini başkalarına aktaracak kadar kendilerini yetiştirdiklerine inanmayışları ve gerçekten de yetiştiremedikleridir. Bu, yadırganacak bir konu değildir. Önemli olan, bu kardeşimizin azmini görerek neler yapabileceğimizi ortaya koymaktır. Üniversite sınavı, geleceğimiz için önemlidir ama kazanamadığımız takdirde hayatımız son bulmuş değildir! Bu konuda veli ve öğrencilerin birbirlerine bütün samimiyetiyle bu gerçeği anlatmaları gerekir. Aksi takdirde, her iki taraf da hayal kırıklığına uğrayabilir ve bunu atlatmaları uzun sürebilir.

Veliler Dikkatli ve Hassas Olmalılar (ARA BAŞLIK)

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

Meslek lisesine toplum tarafından büyük bir önyargı var. Bu önyargıya, geçmişte üniversiteye girerken karşılaşılan puan engelinin katkısı da var. Ama lütfen biraz düşünelim. Çocuğun ilgisi ve merakı elektroniktedir; ancak anne-baba çocuğun matematik öğretmeni olmasını istiyor olabilir. Çocuk, vefa duygusu altında ezilip, ebeveynine uymak zorunda kalacaktır. Bu da çok tehlikelidir; çünkü mesleğini gerçekleştirecek olan kişi çocuktur. Eğer ona seçme hakkını vermez de ilgi alanı dışında bir bölüme gitmesine neden olursanız, gelecekte mesleğiyle ilgili problem yaşamaması işten değildir!

Düşünün, herkes tıp, kimya, matematik, fizik, biyoloji ya da bilgisayar mühendisliği bölümlerinden birini okusaydı ne olurdu? Toplumun tüm kesimlerine hitap eden diğer meslekteki elemanlara nasıl ulaşacağız? Kaldı ki, çocuklar bu bölümlerden mezun olsalar bile, hemen iş bulamıyorlar. Bu noktada, okurken bile mutlaka kendimizi geliştirmemizin gerektiği gerçeği ortaya çıkmaktadır.

Diğer bir önyargı, “Meslek liselerine giden öğrenciler tembeldir!” anlayışıdır. Tembel öğrenci yoktur, ilgisi olmayan ya da çalışmayan öğrenci vardır. Bir işi yapabilmeniz için, başarabilmeniz için onu sevmeniz gerekir. Yoksa ondan zevk alamaz ve başarılı olamazsınız. Meslek liselerinde imkânlar güzel… Gereken ilgi gösterildiği takdirde, topluma nitelikli insan kazandırmış olacağız.

Sınav ve iş, iç içedir. Sınavları bir iş sahibi olabilmek için kazanmak isteriz. Unutmamak gerekir ki, üniversite okumadan bir mesleği öğrenmeye çalışmak ve o mesleği öğrenirken kat edilen yol bile bir sınavdır! Bütün öğrencilerin düz liseden mezun olması ve üniversite kapısında birikmesiyle işsizlik sorunu da ortaya çıkmaktadır.

Lütfen bu yazıya kulak verin! Küçümsemeyin, düşünün… Bu öğrencilerin ayaklarının üzerinde durabilmeleri için mutlaka çalışmaları gerekir. Üniversite kapısından geçemeyen öğrencilerin de mutlaka hayatlarını devam ettirmeleri gerekiyor. 17-18 yaşlarına gelen bu çocukların, bu yaştan sonra bir meslek öğrenmeleri kolay olur mu dersiniz? Oysa meslek lisesinden mezun olarak toplum karşısına çıktığınızda, bir meslek sahibisiniz. Şu bir gerçektir ki, iş hayatında pek fazla hoşgörü de yoktur. Yani hatalar, hoşgörü ile karşılanmaz. Bundan dolayı da “çırak” olarak tabir edilen tecrübesiz insanların, sabır taşını devreye koyduklarını unutmamak gerekir. İşsizler ordusunun artmasının bir nedeni de nitelikli işgücünün olmamasıdır. İlgili şirketler de nitelikli iş gücü bulamamaktan şikâyetçiler. Meslek lisesinin doğru anlaşılması durumunda işsizlik sorununda bir nevi düşüş olacağını kanısındayım. Meslek lisesinde, mesleğinizi hoşgörü içerisinde öğrenmenin yanı sıra, arkadaşlarınızla birlikte bu eylemi gerçekleştirdiğiniz için mesleğinizi de seviyorsunuz.

Hangi meslek grubundan olursak olalım, kendimizi geliştirmemiz ve beynimizi daima dinç tutabilmemiz için mutlaka okumamız şarttır. Kitap okumak, insana tecrübe kazandırır ve düşünmesini güçlendirir.

*

Erol AFŞİN

www.erolafsin.net

Genç Öğrenci Ocak 2013 Sayısı

 

Bir önceki yazımız olan Öğrenciler İçin Hızlı Okuma başlıklı makalemizde ders çalışırken hızlı okuma, hızlı okuma ve hızlı okuma nedir hakkında bilgiler verilmektedir.

Share

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir