Sadece Hedeflere Değil Hedeflere Ulaştıran Yöntemlere de Odaklanmak

Written By: Genç Öğrenci - May• 30•13

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

hedefe giden yol

Hedefe odaklanmak, tek başına başarıyı getiren bir unsur değildir. Hedefe odaklanmanıza rağmen herhangi bir eylem planınız, yönteminiz, ilkeleriniz ve vizyonunuz yoksa zaten hedefinize ulaşamazsınız. Hedefe odaklanmanız yöntem bulmanızı sağlamaz, ancak yöntem bulmanız hedefe ulaşmanızı sağlar.

Hedefe ulaşabilmek için, bizi bu hedefe götürecek güçlü, etkili yol ve yöntemleri alternatifleriyle birlikte bulamak gerekir. Hedefe ulaşmak için sadece tek bir yol yoktur. Başarı, bu yolların çokluğuna ve temizliğine bağlıdır. Sizi hedefinize ulaştırabilecek her yöntem, ahlaki kurallar içerisinde olmak kaydıyla çeşitli alternatifleriyle birlikte kullanılmalıdır. Uygun ve doğru yöntemlerle her yol hedefe çıkar.

 

Kendimize şu soruları sormalıyız: “İstiyor muyum? Olmasa da olur mu?” bu soruların ilkinin cevabının “evet!” ikincisinin de “hayır!” olması bizi, yöntem bulmaya ve bu yöntemlere odaklanarak ilerlemeye güdüler.

 

Hedefe ulaşabilmek için yöntemsiz ve çok çalışmak yerine yöntemlere odaklanarak etkili çalışmak gerekir.

 

Bir hedef belirlediğinizde, bu hedefiniz bazı kişilere hayalî ve ulaşılmaz gelebilir. Hatta insanlar sizin maceraperest, çılgın olduğunuzu da düşünebilirler. Fakat hedefinize ulaştığınızda ise herkes sizi bir kahraman ve başarmış bir insan olduğunuz düşüncesiyle alkışlayacaktır.

Hedefe ulaşarak başarılı olmak, bu alkışları almak için ise, uygulayabileceğiniz etkili yöntemlere ihtiyacınız olacaktır. Güçlü olabilirsiniz ancak bu tek başına yeterli olmayacaktır. Bu gücü değerlendirebileceğiniz yöntemleri bulmalısınız.

Hedefe ulaşmak için ona odaklanmanın gerekli olduğunu söyleyen birçok yazı ve kitap okudum. Ancak göz ardı edilen bir şey var. Hedefe odaklanmak, dikkatimizi hedefe vermek ve gözümüzü ondan ayırmamak değildir. Paintball’da “tünel görüşü” denen bir kavram vardır.

Oyun sırasında her hareketini izlemekte olduğunuz rakibiniz, varlığınızdan habersiz kuzu kuzu ilerlemeye devam ediyor. Bir adım daha ve sonra o sizin… PAT! Her yer turuncu ve oyun dışısınız. Çünkü yandan yaklaşan diğer rakibinizi ruhunuz bile duymadı.

Bu durum, kısaca “Tünel Görüşü” olarak adlandırılır. Belli bir hedefe öylesine kilitlenirsiniz ki; sanki o hedefle aranızda görünmez bir tünel oluşmuş, diğer her şey bunun dışında kalıp bulanıklaşmıştır. Dolayısıyla rakiplerin size tehdit oluşturduğunu fark edemez veya fırsatları kaçırırsınız. Çünkü oyundan kopmuş ve tek noktaya saplanıp kalmışsınızdır. Bunu yapmayın; ne oyun sırasında ne de gerçek hayatta.

 

Sadece hedefe odaklanmanız sizi durağanlaştırır ve sizi hedefe ulaştıracak yöntemleri bulmaktan, üretmekten, bu yöntemlere odaklanmaktan alıkoyar. Oysaki hedefe ulaşmanın yolu, doğru ve etkili yöntemleri uygulamaktan geçer.

 

Belirlediğiniz bir hedefe ulaşmak için belirlediğiniz yöntemler, size bir hedef daha sunar. Bu hedef, belirlenen yöntemi hakkıyla uygulama ve basamaklarını gerçekleştirme hedefidir. Uygulayacağınız yöntemin avantaj ve dezavantajlarını analiz ederek etkinliğini görmek, eğer yöntemlerin hangilerini uygulayacağınıza karar vermişseniz bunu uygulamaya odaklanmalısınız.

 

Neden sadece hedefe odaklanmamalıyız?

 

Hedef belirlediğinizde genel davranış, hedefe kilitlenmek, hedeften gözünüzü ayırmamak, hedefi gözden kaçırmamak yönündedir. Bu, ilk bakışta doğru gibi görünse de aslında bir hatadır. Bunları yapmak demek, hedefe odaklanmak demek değildir ve ulaşılabilirliği geciktirir ya da engeller.

Hedeflerinden gözünü ayırmayan, hedefe kilitlenmiş insanlar, ilerlerken çok dar bir açıyla görüş sağlarlar. Çünkü tüm bakış açısı, hedefe doğru daraltılmıştır. Bu durumda kişi, çevresini, önünü, sağını, solunu, net ve doğru şekilde algılayamaz, göremez ve hissedemez. Hala hedefe odaklanmış ve ilerliyordur. Ancak kalıcı hatalar yaparak zaman kaybetme, motivasyonun düşmesi gibi büyük riskler mevcuttur. Hedefe odaklanmış ilerlerken, yavaş yavaş aşırı dikkatten, kilitlenmeden dolayı, körlük ve rehavet başlar. (Tıpkı uzun yol şoförlerinin karşılaştığı bakışların sabitleşmesi ve algının durması gibi). Tam hedefe ulaşılacakken bir sarsıntı ve takılıp düşersiniz.

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

Bunları yaşamamak için önce hedefi belirlenmeli ve ulaşılabilirliğine karar verilmelidir. Sonra hedefin yaklaşık mesafesi, yönü, büyüklüğü ve hedefle aramızdaki engeller tespit edilmelidir.  Sabit ve hareketli engeller, sorunlar görülebilmeli, görülemeyenler de olabileceğinin bilinciyle bunlar tahmin edilmeye çalışılmalıdır. Hedef için plan yapılmalı, yöntemler geliştirilmelidir. Sonra bu yöntemler plan dâhilinde uygulanarak ilerlenmelidir. Böylece; sürekli bir hedefe kilitlenmek yerine yönteme odaklanılırsa, görüş açısı genişler, sabit ve hareketli engeller, muhtemel problemler görülebilir, sırası geldikçe gereğinin yapılması kolaylaşmış olur.

Yöntemlere odaklanmak, hedefe odaklanmanın ve ulaşmanın esasıdır.

 

Özverili çalışmak, gelişmeleri, değişiklikleri esneklikle uygulamak, yöntemlerimize güç katacaktır.

Hedefe yönelmeliyiz ancak görüşümüzü sabitleştirmemeliyiz. Bunu yaparsak hedeflerimiz ve başarılarımız aksar.

Yöntemlere odaklanmak, en iyi, en uygun yöntemleri bulmak, hedefe ulaşmayı sağlar, kişiye başarıyı ve mutluluğu yaşatır.

 

Bir hedefe ulaşmanız için ona odaklanmanız yetmez. Sizi ona götürecek doğru basamakları bulmalı ve bunları çıkmaya odaklanmalısınız.

 

Genç bir adam Japonya’yı bir baştan bir başa dolaşıp ünlü ustaların bulunduğu okulları gezer. Ünlü bir okula geldiğinde bu okulun ustasıyla görüşmek ister. Genç adam ustanın karşısına çıktığında “benden istediğin nedir?” diye sorar usta.

“Sizin tarafınızdan eğitilmek ve ülkenin en iyi karate ustası olmak istiyorum. Bunun için kaç sene çalışmam gerek?” diye sorar genç adam.

“En az on sene” diye cevap verir usta.

“On yıl çok uzun bir süre” der genç adam. “Peki ya öğrencilerinizden iki kat daha fazla çalışsam?” diye sorar.

“Yirmi yıl” diye cevap verir usta.

“Yirmi yıl! Peki ya gece gündüz bütün gücümle çalışsam?”

Bu kez ustanın cevabı “Otuz yıl” olur.

“Her seferinde size daha fazla çalışacağımı söylüyorum ve siz ulaşma süremin daha da uzayacağını söylüyorsunuz. Bu nasıl olur?”  diye sorar genç adam.

“Cevabı oldukça basit” der usta. “Bir gözünü varmak istediğin noktaya dikersen, o noktaya giden yolu bulabilmek için geriye bir tek gözün kalır.”

 

 

Niyazi Fırat Eres

www.gencogrenci.gencgelisim.com

Bir önceki yazımız olan Da Vinci Mona Lisa’nın Gözlerine Hangi Harfleri Saklamış? başlıklı makalemizde da vinci mona lisanın gözlerine hangi harfleri saklamış, mona lisa'nın şifresi ve mona lisa'nın şifresi gözlerinde saklı hakkında bilgiler verilmektedir.

Share

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir