Saygıyı ve Özsaygıyı Oluşturan Unsurlar Nelerdir?

Written By: Genç Öğrenci - Nis• 15•13

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

cozumun parcasi olmak

 

Her insanın önce kendine, sonra karşı tarafa saygı duyması gerekir. İnsan karşısındakine saygı duymuyorsa, kendine olan saygısı da bitmiş demektir. ‘Ben kimim ki,’ ‘ben neyim ki’, ‘hiçbir işe yaramıyorum’ diyen insanda hiçlik başlamıştır. Ruh hali inişe geçmiştir ve böyle biri için pek sağlıklı bir kişilikten bahsedilemez.

Özsaygıya baktığımız zaman, özsaygının içinde değerlilik duygusu ve yeterlilik duygusu vardır. Bu iki duyguyu birleştirdiğimiz zaman özsaygı oluşur. Özsaygı, özgüvenin ayağı gibidir. Biz saygımızı kendimiz maniple edersek veya karşımızdaki insan maniple ederse o zaman hiçliğe doğru gidiyoruz demektir. Kendimize saygı duymamız ve bu saygıyı da korumamız gerektiğini fark etmeliyiz. Karşımızdaki insan bize saygı duymasa da, bizim kendi özsaygımızı sahiplenmemiz gerekir.

Hepimiz insanız ve yanlış kararlar alabilir, hatalar yapabiliriz. Böyle bir durumda, kendimizi cezalandırma yoluna gideriz, bu şekilde vicdanımızı rahatlatmaya ihtiyaç duyarız. Ama geçmişte yaşananlar için yapacağımız hiçbir şey yok. Çünkü yaşanmış ve bitmiş. Geçmişte yaşadığımız şeyler üzerine ağlamanın, sızlanmanın, üzülmenin, kendimizi acıtmanın anlamı yoktur. Olanlardan sadece geri bildirim alabiliriz. “Evet, ben böyle yaptım ve canım acıdı. Yapmamam gereken bir şeydi, bir dahaki sefere yapmamayı öğrendim” deyip geri bildirim almalıyız. Artık o olaydan kurtulup, yolumuza devam etmemiz gerekir. Eğer takılıp kalırsak sınıfı geçememiş oluruz. Olanları engel haline getirip büyütürsek de kendimize olan saygımızı hepten kaybederiz.

Saygı da, sevgi de çok güzel. Fakat saygı, sevgiden önce gelmeli ve hiçbir zaman kaybedilmemeli. Saygı tükendiği zaman insan da tükenmiş olur. Saygı, insanı ayakta tutar ve özgüvenin bir parçasıdır. “Ben değerliyim ve ben kendime yeterim”, “Kendime saygı duyuyorum” duygusuyla yaşayan kişi özgüvenlidir. Bakışları canlı ve duruşu diktir. Bunları kendisinde hissetmeyen kişinin omuzları çökük, kaşları düşüktür ve mutsuzluğu duruşundan bellidir. İç dünyası sürekli çalkantıdadır ve yılgın bir görüntüsü vardır.

Kendimize saygı duymamız gerekiyor. Maalesef, toplumumuzda özsaygı eksikliği mevcuttur. Genellikle özsaygının yerini “elalem” alıyor. “Ben hiçim” deyip başkalarını çok daha değerli görmek, kendisine saygı duymamaktan kaynaklanır, özün zarar görmesine neden olur. Elbette ki diğerleri de özel ve değerli, saygı duyuyoruz. Fakat kendimizi hiçe sayarak değil. Böyle  yaparsak çok büyük bir hata yapmış oluruz. Kendimizi saymadan başkasına saygı duyamayız, bizim yaptığımız sadece rol olur.

Kendine saygılı olmak ile kendini beğenmişlik arasındaki fark vardır. Bu ikisini karıştırmayalım.

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

Kendini beğenmişlik duygusu ‘ego’dur. Egoyu çok beslerseniz şişer. Orada sadece ve hep ‘ben’ vardır. Kendini beğenmiş insan, konuşurken “ben, ben” diye ortaya atılır. Kendini hep ön plana çıkarır ve tatmin etmeye çalışır.

Ama özsaygı; kişinin, her şeyiyle kendisine saygı duymasıdır. Yani bedenine, ruhuna, insan olduğu için kendine saygı duymaktır. Saygının içinde ego yoktur. Ego farklı bir olaydır. Saygı, evliliği ayakta tutan unsurlardan biridir.

Kendi aralarında nişanlanmış bir çift, “Bize yaşam koçluğu yapar mısınız” diye gelmişti. “Evleninceye kadar sizden yardım almak istiyoruz, çünkü çok zorluklar yaşıyoruz.” demişlerdi. Problemlerini dinledim, birliktelikleri gizliydi, aileler bilmiyordu. Üniversiteden beri arkadaş olan bu çift, ailevi sorunlarını paylaşmaktan artık yorulmuşlardı. Aralarında birçok şeyi tüketmiş, çok ağır argo sözcükler kullanıyorlardı. Birbirlerine hitapları da çok tuhaftı.

Onlara “Bakın gençler, sevgi dolusunuz, birbirinize âşıksınız ve bu aşkı dolu dolu yaşadığınızı söylüyorsunuz, ama kendinize saygınız yok.” dedim. “Nereden anladınız?” dediler. “Kendinizi saysaydınız ağzınızdan o sözcükler çıkmazdı, kendinize söylenmesini istemediğiniz ama birbirinize rahatça söylediğiniz sözcükler bunlar. Kendinize yakıştıramadığınız sözleri, sevdiğiniz insana yakıştırıyorsunuz. Bu da saygının olmadığını gösteriyor.”

Bu sayede sevginin de yetmeyeceğini anladılar. Onlara bir ay görüşmeme süresi verdim. “Kendinizi ciddi anlamda biraz tartın, birbirinize gerçekten saygı duyuyor musunuz, aranızda ciddi anlamda sevgi var mı?” diye. Ayrı kalmaya bir ay bile dayanamadılar ve 22. gün tekrar bir araya geldiler. Bir süre sonra beni ziyaret ettiler. “Biz gerçekten birbirimizi saymıyormuşuz, sadece tensel beraberlik varmış. Sevdiğimizi zannettik, ama sevgi de yokmuş.” dedi. Önce hanım itiraf etti ve dedi ki, “Ben bu çocuktan hoşlanmışım, ama asıl gerekli olan saygım ve sevgim oluşmamış.” dedi. Beyefendiyle konuştuğumda “Aslında ben onun sadece fiziğinden hoşlanmışım. Sizin, “O sizin çocuğunuza anne olur mu?” sorunuzu çok düşündüm ve içimdeki ses kabul etmedi.” dedi.

Sonuçta bu çift daha nişanlıyken yürümeyeceğine karar verip ayrıldılar. Eğer bu birlikteliği yuvaya taşımış olsalardı, sürmeyecekti. Belki bir yıl, belki iki yıl sürecekti, ama daha acı bir ayrılık olacaktı. Aşk kapıdan girince mantık çıkar. Gençlerin kendilerini kaptırmadan, kendi standartlarını oluşturmaları gerekiyor. Yolunda gitmeyen bir şeyler varsa bunu çok iyi sorgulamak lazım.

“Karşımdaki insan gerçekten beni mutlu eder mi?”, “Beni gerçekten çok sever mi?”, “Ben ona saygı gösterir miyim, yuvamın erkeği olur mu?”, “Çocuklarımın babası olur mu?” Bu soruların çok net biçimde cevaplanması gerekir. Aşk saman alevi gibidir. Bir zaman sonra söner gider. Temelde saygı yoksa hemen tükenir.

150 Soruda Evlilik/Akis Kitap

www.gencogrenci.gencgelisim.com

Bir önceki yazımız olan Beş Maymun ve Alışkanlıklarımız başlıklı makalemizde alışkanlıklarımız, beş maymun hikayesi ve Beş Maymun ve Alışkanlıklarımız hakkında bilgiler verilmektedir.

Share

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir