Sezginin Sözel ve Zihinsel Biçimi

Written By: Genç Öğrenci - Mar• 09•13

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

sezmek

 

Batı eğitim sistemleri esas olarak “sözel ve zihinsel biçim” üzerinde yoğunlaşırlar. Sezgisel biçimin eğitimine ilişkin büyük ölçekli bir eğitim sistemimiz yoktur. (Duygusal Zeka, Duyguların Simyası ve EFT çalışmaları bu bağlamda değerlendirilebilir!) Batıni Psikolojilerin uzmanlık alanı tam da bu eğitimdir. Batıni Geleneklerin bazı teknik ve alıştırmalarını incelediğmizde, bunların çoğunluk alıcı biçimin örtük dilini kullandıklarını görürüz. Çin dilinde I Ching’in bu biçimine Kun ya da “alıcı” adı verilir. Tasavvufta ise “derin anlayış”, “sezgi” ya da “doğrudan algı” gibi çeşitli adlarla bilinir. Don Juan ise buna “Görmek” adını verir. Zen’de Aydınlanma Yaşantısı için kullanılan “Kensho” sözcüğü “içe girmek” anlamına gelir. Bu sözcüğün “anlamı”, Latince’deki “in” ve “tueri” kelimelerinden türetilen “sezgi” anlamına gelen “intuition” ile aynıdır. Zen’de “Satori”, “Karanlıkta Parlayan Sezgi Alevi” olarak betimlenir.

İnsan kendisini ve yaşamın doğası hakkındaki bilgileri, iki temel yolla elde eder : Birincisi, Bilimsel ve Mantıksal yol’dur, bilgilerin sürekli biriktirilmesini öngörür. İkincisi, yani “Sezgisel Biçim ya da Yol”, Sufilerin deyimiyle ‘algı organının’ geliştirilmesini amaçlar. TV sinyalleri, yüksek frekanslı elektromanyetik dalgalarla taşınır. Bu dalgalar her an her yerdedir. Bu kitabı okuduğumuz odadadır, dışarıdadır, havadadır. Normal duyu sistemlerimiz bu yüksek frekanslı elektromanyetik enerjiyi doğrudan alamadıkları için, uygun bir alıcı olmadan bu enerji var olamaz. Ancak uygun bir teknoloji geliştirildiğinde, hemen her an varolan geliştirilmiş bir bilgi boyutuna girebiliriz. Ancak bundan sonra, Geleneksel Psikologların, kendi öğretilerinin “zihin” ya da “rasyonel akıl” için olmadığı yolundaki deyişlerini kavramaya başlayabiliriz. Bu eğitim kendi sezgisel yanımızla ilgilidir. Sezgisel biçimin örtük dilini kullanırlar. Sözcük – resim işlevi gören kıssalar, düşler, zanaatlar, sesler, geometrik şekiller, müzik ve vücut hareketleri bu geleneklerin teknikleri arasındadır.

Dr. Ornstein’a göre Geleneksel Batıni Psikologların, sezginin eğitiminde kullandıkları bazı teknikler şunlardır:

 

Geometrik Şekiller

Beynin sağ yarım küresinin uzmanlık alanına giren geometrik şekillerin kullanımı, batıni psikolojide önemli bir yer tutar. Bilinç biçimini belli bir yolla doğrudan etkilemek için, bazen bir oda, bazen de tüm bir yapı inşa edilir. Bunun günümüze kalmış bir örneğin, İspanya’daki “Endülüs Sarayı Elhamra”dır. Mekansal ve yaşantısal bir etki yaratması amaçlanmıştır. Batıni piskoloji öğrencilerinden, özel hazırlanmış iki boyutlu geometrik desenlere bakmaları istenir. Bu desenler, yoğunlaştırıcı meditasyonun (Samatha, Konsantrasyon) odaklanma nesnesi işlevi görürler. Tasavvuf geleneğinde de bu tür “motifler” kullanılır.

 

Zanaatlar

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

“Metafiziksel” ya da “Manevi” eğitime ilişkin Batı’daki yaygın kanı, bu eğitimin “gizli başlangıç ya da inisiyasyon ayinleri” ve “gizemli semboller” içeren, anlaşılması güç, düşünceler ve ritüeller üzerine kurulu olduğu yolundadır.

Gürcüyef’in (George Gurdjieff) bir öğrencisi, hocasının eğitim yöntemlerini incelemek üzere Orta Doğu’ya gider. Orada, Gürcüyef’in, nefes teknikleri ve seçilmiş metinlerin okunmasına ek olarak, diğer sufilerle birlikte gündelik etkinliklerle, zanaatla uğraşmış olduğunu görür. Gürcüyef, halı dokumasını, hat sanatını, bakır dövmesini öğrenmişti. Bunlar, mistisizm ile bağlantısını kurabileceğimiz etkinliklerdir ve mekansal sezgisel biçime dayanırlar.

Gerçekte bu “Ustaların”(Masters) uygulamaları “uzayda hareket”, “görselleştirme” (visualization) ve özellikle de “zanaatlar” gibi, hepsi beynin sağ yarım küresinin yetki alanına giren faaliyetlere dayanır.

 

Rüyalar

Batıni Geleneklerin yöntemleri, bilinçdışı üzerinde olduğu kadar, istemdışı / iradedışı fizyoloji üzerinde de hakimiyet kurmayı içerir. Her gece rüya görürüz ama bazılarını fark edemeyiz. Rüyalarımızın farkına varsak bile, bu olayları izleyen bir seyircinin pasif tutumuna benzer. Yaşamımızın uyuyarak geçen üçte birlik bölümünün Kendimizi keşfetmek için bir fırsat olabileceğini hiç düşünmeyiz. Rüya Bilincinin, yaşamımızın geri kalanını zenginleştirmesine olanak sağlayacak, psikolojik ve kültürel mekanizmalardan yoksunuz.

Oysa diğer kültürlerde rüya alemine etkin bir biimde girilebilmesini mümkün kılan teknikler geliştirilmiştir. Malay yarımadasında yaşayan Senai’lerin rüya bilinciyle iş görme, rüya görmeyi eğitme ve rüyaları kendi toplumsal yaşantılarına katabilme teknikleri geliştirdikleri bilinmektedir.

 

NLP İle Ruhsal Gelişim/Cengiz Erengil/Akis Kitap

www.gencogrenci.gencgelisim.com

Bir önceki yazımız olan Beş Maymun ve Alışkanlıklarımız başlıklı makalemizde alışkanlıklarımız, beş maymun hikayesi ve Beş Maymun ve Alışkanlıklarımız hakkında bilgiler verilmektedir.

Share

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir