Tarihin Aydınlık Penceresi

Written By: Genç Öğrenci - Nis• 03•13

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

ozdemir-asaf

 

Tarihten Bir Kişi

Özdemir Asaf:

Cumhuriyet dönemi şairlerimizden olan Özdemir Asaf, 11 Haziran 1923’te Ankara’da dünyaya geldi. Asıl adı Halit Özdemir Arun olan şair, ilk ve ortaöğreniminin bir bölümünü Galatasaray Lisesi’nde yaptı. 1942 yılında Kabataş Erkek Lisesi’nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi’nde önce hukuk okudu. Sonra aynı üniversitenin İktisat Fakültesi ve Gazetecilik Enstitüsü’ne devam ettiyse de 1947’de yüksek öğrenimini yarıda bırakarak iş hayatına atıldı. Bir süre  “Zaman” ve “Tanin” gazetelerinde çevirmen olarak çalıştı. İlk yazısı,  1939 yılında  “Servet-i Fünun – Uyanış” dergisinde yayımlandı. 1951 yılında kendi şiir kitaplarını bastığı Sanat Basımevi’ni, 1955 yılında ise Yuvarlak Masa Yayınları’nı kurdu.

Özdemir Asaf,  dizelerinde insan-toplum ilişkilerine yönelik temaları konu edinerek düşündürücü bir şiir evreni kurmuştur. Duygu ve düşünce yoğunluğuyla birlikte, alay ve taşlama şiirine egemen olan öğeler içeren şiirlerinde, insan ilişkilerinin toplumsal ve bireysel yanları “sen-ben” ikileminde verilmiştir. Çok kullandığı sevgi, ayrılık ve ölüm temaları, son dönem şiirlerinde giderek yerini kaçış ve umutsuzluğun tedirginliğine bırakmıştır. 28 Ocak 1981’de İstanbul’da vefat eden şairin, sağlığında yazdığı ve ölümünden sonra derlenen eserleri şunlardır:

  • Dünya Kaçtı Gözüme – 1955
  • Sen Sen Sen – 1956
  • Bir Kapı Önünde – 1957
  • Yumuşaklıklar Değil – 1962
  • Nasılsın – 1970
  • Çiçekleri Yemeyin – 1975
  • Ben Değildim – 1978
  • Bugün ve Bugün (Yayımlanmamış şiirler) – 1984
  • Benden Sonra Mutluluk (Yayımlanmamış şiirler)
  • Çiçek Senfonisi (Toplu şiirler) – 2008
  • Sen Bana Bakma, Ben Senin Baktığın Yönde Olurum (Kendi sesinden şiirler) – 2012

 

Özdemir Asaf’tan Dizeler…

AN

Gülüş bir yanaşımdır bir öbür kişiye,

Birden iki kişiyi döndürür bir kişiye…

Anılarından kale yapıp sığınsa bile,

Yetmez yalnız başına bir ömür bir kişiye…

DÜN SABAHA KARŞI

Dün sabaha karşı kendimle konuştum,

Ben hep kendime çıkan bir yokuştum,

Yokuşun başında bir düşman vardı,

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

Onu vurmaya gittim, kendimle vuruştum…

 

Tarihten Bir Olay

Rodos’un Fethi

Rodos adası, Kanuni Sultan Süleyman’ın, 1522 yılında güçlü bir donanma göndererek Osmanlı topraklarına katmış olduğu stratejik ve siyasi öneme sahip bir adadır. Daha önce, Fatih Sultan Mehmet tarafından da kuşatılmış olan adanın fethi, Kanuni’ye nasip olmuştur. Rodos’u almadan, Suriye ve Mısır’ı idare etmenin imkânsız olduğunu düşünen Kanuni, Belgrat’ı fethettikten sonra (1521), Rodos’a yönelmiştir. Rodos Kalesi beş ay kadar direndikten sonra teslim olmuştur. Rodos’la beraber on iki ada ve Bodrum Kalesi de teslim olarak, Osmanlı hâkimiyeti altına girmiştir. Fetih sonrası, adadaki Hospitalier Şövalyeleri Malta’ya sığınmıştır. Bu fetih, Doğu Akdeniz’de Osmanlı hâkimiyetinin sağladığı gibi, mücadelenin bundan böyle Orta ve Batı Akdeniz’e intikal ettirilmesi fırsatına da zemin hazırlamıştır.

Rodos’un fethine birçok sebep vardır. Rodos’ta bulunan şövalyeler, Osmanlı ticaret ve hac gemilerine saldırıyorlar aynı zamanda adada bulunan Cem Sultan’ın oğlu Murat’ı da taht vârisi olarak ilan ediyorlardı. Ayrıca kalelerinin sağlamlığına güvenmekte olan Rodos şövalyeleri, korsanlık faaliyetlerine devamla, bir taraftan Müslümanların yollarını kesip gemilerini alıyor, öbür taraftan da Osmanlı sahillerinde ardı arası kesilmeksizin bazı fesatlıklarda bulunuyorlardı. Bundan başka, beş-altı bin civarında Müslüman’ı esir alıp, adalarında onlara türlü işkenceler yaptıkları da biliniyordu. İşte Kanuni, bu siyasi ve stratejik sebeplerden dolayı Rodos problemini halletmek için fethi gerçekleştirmiştir.

 

Tarihten Bir Mekân

İbrahim Paşa Sarayı:

Bu aralar oldukça popüler bir kişilik olan Pargalı İbrahim Paşa, bir dönem ailesiyle birlikte nerede oturmuştur dersiniz? Kanuni’nin en yakın arkadaşı, sırdaşı, dostu ve eniştesi olan İbrahim Paşa, epey makbul bir paşa olsa gerek… Çünkü Kanuni, değer verdiği bu insana öyle bir konut hediye etmiştir ki, buna konuttan öte saray demek gerekir ve zaten öyle de olmuştur. Osmanlı tarihinde Padişaha ait olmayan tek saray, Pargalı İbrahim Paşa sarayıdır.

İbrahim Paşa Sarayı, İstanbul Sultanahmet Meydanı’nda bulunan saraydır. Osmanlı mimarisinin önemli yapılarından biri olup, Hipodrom’un oturma kademeleri üzerinde bulunmaktadır. İbrahim Paşa, Kanuni Sultan Süleyman’ın 13 yıl sadrazamı olmuş, 1524 yılında evlenme töreni burada 15 gün, 15 gece sürmüştür. Bu nedenle sarayın “Mehterhâne” bölümünde Kanuni için özel bir taht kurulmuştur

Bir dönem Acemi Oğlan kışlası olarak da kullanılan İbrahim Paşa Sarayı, bir dönem oldukça bakımsız ve virane olarak kalmışsa da daha sonra restorasyonu tamamlanarak Türk-İslam Eserleri Müzesi olarak kullanılmaya başlanmıştır.

 

Pargalı Damat İbrahim Paşa’nın İdam Edilmesine Neden Olan İddialı Sözleri:

Bu büyük devleti idare eden benim; her ne yaparsam, yapılmış olarak kalır, zira bütün kudret benim elimdedir; memuriyetleri ben veririm, eyâletleri ben tevzi ederim; verdiğim verilmiş, reddettiğim reddedilmiştir. Büyük padişah bir şey ihsân etmek istediği yahut ihsân ettiği zaman bile eğer ben onun kararını tasdik etmeyecek olursam, gayr-i vâki gibi kalır; çünkü her şey; harb, sulh, servet, kuvvet benim elimdedir.

 

Adem Suad

www.gencogrenci.gencgelisim.com

Bir önceki yazımız olan Beş Maymun ve Alışkanlıklarımız başlıklı makalemizde alışkanlıklarımız, beş maymun hikayesi ve Beş Maymun ve Alışkanlıklarımız hakkında bilgiler verilmektedir.

Share

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir